//mtstajprogramlari.com/blog/yazi/hadi-muhendis-olalim
KARİYER

HADİ MÜHENDİS OLALIM

HAYDİ MÜHENDİS OLALIM, NASIL MI?...

Galatasaray Lisesi

Çok çalıştık iyi bir fen ya da Anadolu lisesini kazandık. İlkokulda hep şunu derler: "Liseye geçin rahat edeceksiniz. Liseye giriş sınavı hayatınızın en önemli sınavı." falan falan… Yazıyı okuyan birçok liseli kardeşimin de bulunacağını düşünüyorum. Hakikaten liseyi kazandığınızda rahata erdiniz mi? Şahsen ben erememiştim. Liseye başladığım ilk yıl hatta ilk yılın da başlarında bir terslik olduğunu sezmiştim. Dersler ilk okuldaki kadar kolay değildi. Ama yine de çok bozuntuya vermedim, sonuçta ilkokulda da zor olan bazı dersler vardı ve sınavları hep kolay olurdu. Bu yüzden bilgisayar oyunlarının yanı sıra Android telefonların kazandığı ün dolayısıyla mobil oyunlar vs. derken dersleri iyice boşlamıştım. 

 

Sınavlar geldi çattı ve ben 40 dakikalık sınav süresinin ilk 1 dakikası hariç kalem oynatamamıştım (ilk 1 dakika da isim yazmak için hani ). Ailem ve ben şoklardaydık; ilkokulda 85’ten aşağı not almayan ben lisede dibe vurmuştum. Dipten çıkmak için sonraki sınavlara çalışıp dipteki notumu 70lere falan çıkartmak zorunda kalmıştım. Gel zaman git zaman lise yılları hemencecik geçiverdi. Bu geçen yıllarda derslere verdiğimiz önem dışında kendi çapımızda küçük bir tiyatro kulübüne can vermiştik. 

                                 

Ama lisede son 2 yılın içine girildiğinde artık bir gelecek kaygısı oluşmaya başlar insanda… ilerde ben ne olacağım?
Öğrenciler benim zamanımda 1. sınıfın sonunda şimdi de 2. sınıfın sonunda; sayısal, eşit ağırlık, sözel ve dil olmak üzere alan seçimi yaparlar . Ben de yapmış ve eşit ağırlık öğrencisi olmuştum. Eşit ağırlığı da matematik yapamıyorum -yapamadığım söylendi- diye seçmiştim. Fakat lise sonda okulun test çözmek vb. gibi sınav hazırlığında biraz yetersiz kalması sebebiyle özel ders aldım. 

 

        

Bilin bakalım ne oldu? 4 yıldır lisede matematik yapamayan ben, tüm lise matematik konularını 2 ay gibi kısa bir sürede toparlamıştım. Tabi bu duruma hocamın güçlü tecrübesi ve 2 ay boyunca deliksiz çalışmamın katkısı vardı. Gel gelelim iktisatçı olmayı düşünen ben bir anda mühendislik hayalleri kurmaya başladım. Çevremden de gelen yapıcı eleştiriler sayesinde mühendis olmaya ve kafamdaki mühendislik hayalini de inşaat sektörüyle daraltmaya başlamıştım.

Çünkü küçüklüğümden beri örnek aldığım abilerim inşaat ustasıydılar. Bu yüzden inşaat sahasında aktif söz sahibi olabilecek bir mühendislik seçmeliydim. İnşaat, elektrik ya da makine mühendisi olacaktım. Sırasıyla 3ünü yazdım. Elektrik geldi. Akıllardaki soru işaretine de cevap vereyim 2. Sınıfım. Aslında okuduğum bölüm Elektrik-Elektronik Mühendisliği ama ben Elektrik Mühendisliği demeyi tercih ediyorum çünkü alanımızı, seçmeli derslerimizle ayırabiliyoruz ve cidden "elektrikçi" olmak istiyorum :)
Aynı bölümde okuyup yazılımcı da olabilirsiniz yani.                           

                           

Şimdi gelelim asıl konuya: Elektrik Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Elektronik Haberleşme Mühendisliği arasındaki farklar nedir? 

Özellikle de elektrik mühendisliği ve elektrik-elektronik mühendisliği birçok adayın kafasında soru işaretlerine sebep oluyor.
öncelikle sadece “Elektrik Mühendisliği" okumak istiyorsanız Türkiye’de bu bölümün bulunduğu sadece 4 üniversite olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bunlar da:

-İstanbul Teknik Üniversitesi
-Yıldız Teknik üniversitesi
-Kocaeli Üniversitesi
-Afyon Kocatepe Üniversitesi

Şimdi ilk iki sıradaki üniversite zaten adıyla Türkiye'de ciddi saygınlığa sahip teknik üniversitelerimiz. Ardından Kocaeli Üniversitesi her ne kadar teknik bir üniversite sıfatı olmasa da yine de mühendislik alanında Türkiye'nin önde gelen üniversitelerden bir tanesidir ve Elektrik Mühendisliği bölümü de köklü bir bölümdür. Son olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi kuruluş yılı (1992) bakımından genç bir üniversitemizdir. Buna ek olarak Elektrik Mühendisliği bölümü 2012 yılında açılmıştır ve başarı sıralaması da diğer 3 elektrik mühendisliğine göre düşüktür. Ama bu demek değildir ki buradan mezun olmak dezavantajdır. Üniversitede artık kararlarınızın ve yapacaklarınızın tamamen sizin sorumluluğunuzda ve sizin çabanıza bağlı olması insanların size karşı olan bakış açısını yine sizin şekillendireceğiniz anlamına geliyor. Ben çok duydum düşük puanlı (bunu saygısızlık olarak algılamanızı istemiyorum) bir okuldan mezun olduğu halde harikalar yaratan insanları.

     

Önceliğiniz her zaman başarı sıralamanızı mümkün olduğu kadar yüksek tutup yine başarı sıralaması yüksek bir üniversiteye gitmek olsun. Çünkü başarı sıralamasının yüksek olması demek (1,000 başarı sırası 10,000 başarı sırasından yüksektir. Yanlış anlaşılma olmasın.) otomatikman üniversitenin imkanlarının fazla olması demektir. Bunu aşağıdaki örneklerde daha iyi göreceğiz. Ama yine de gitmek istediğiniz okulu gitmek istediğiniz bölüm için ele alarak inceleyin. Mühendislik alanının Türkiye'deki en iyi 10 üniversite son sıralamaya göre bu şekilde (yanlarına da EEM: “Elektrik-Elektronik Mühendisliği”, EM: “Elektrik Mühendisliği” olmak üzere başarı sıralamalarını yazacağım karşılaştırmayı siz yapın);

  1. Orta Doğu Teknik Üniversitesi: EEM- 2,400
  2.  İstanbul Teknik Üniversitesi: EM- 17,000
  3.  İ.D. Bilkent Üniversitesi: EEM- 710
  4. Gazi Üniversitesi: EEM- 23,100
  5. Hacettepe Üniversitesi: EEM- 18,800
  6. Ege Üniversitesi: EEM- 36,000
  7. Yıldız Teknik Üniversitesi: EM- 30,300
  8. Erciyes Üniversitesi: EEM- 80,700
  9. Fırat Üniversitesi: EEM- 160,000
  10. Boğaziçi Üniversitesi: EEM- 529
 [Kaynak: http://tr.urapcenter.org/2015_alan_siralamasi/field.html]

(Bu liste üniversitelerin genel mühendislik eğitimlerine göre sıralamadır. Benim yanlarına belirttiğim başarı sıralamaları ise sadece Elektrik Mühendisliği ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği sıralamasıdır. )​

 

Şimdi gelelim Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği ve Elektronik Haberleşme Mühendisliğinin arasındaki farklara


Aslında benim en çok istediğim şey Elektrik Mühendisliği okumaktı çünkü sadece elektrik okuduğunuzda bu alan sizin uzmanlık alanınız oluyor. Yani 4 yıllık eğitim hayatınız boyunca elektrik ile ilgili her şeyi en ince ayrıntısına kadar görüyorsunuz. Genellikle de dersleriniz laboratuvar dersleri oluyor. Alçak, orta ve yüksek gerilim ile ilgili tüm yetkinliğe sahip olabiliyorsunuz bunun için seçmeli derslerinizi seçerken dikkat etmenize gerek kalmıyor. Elektrik ile ilgili tüm projelere imza atma yetkiniz oluyor. Ama tüm bunların yanında elektronik bakış açısı olması için elektronik dersleriniz de olmuyor değil. Şöyle bir söz okumuştum bir yerde: "Yurt dışındaki elektrik mühendisliği bölümlerinde, bizim elektrik-elektronik bölümünde olduğundan daha fazla elektronik ders veriliyor." diye. Bu da demek oluyor ki elektronik herkesin derinlemesine bilmesi gereken bir alan.


Elektronik haberleşme mühendisliğine gelirsek, bu alanda istemediğiniz kadar sinyal dersleri ve elektronik dersleri mevcut. İlk 3 senesinde genellikle temel bilgiler verilip son sene elektronik, telekomünikasyon, devreler ve sistemler ya da elektromanyetik alanlar gibi dallardan birini seçtiği mühendislik bölümüdür. Ülkenin telefon, televizyon, uydu haberleşmesi gibi alanlarına kalifiye eleman yetiştirmeyi amaçlar. Bu alandaki en iyi üniversitenin Yıldız Teknik Üniversitesi olduğu düşünülmesinin sebebi olarak da Türkiye’deki tek GSM laboratuvarına sahip olması gösterilebilir.

 

Son olarak da kendi okuduğum bölüm olan Elektrik-Elektronik Mühendisliğine değinelim. Bu bölümde iki alanın da gönlü kırılmasın diye derslerde paralel gidilmeye çalışılıyor. İlk sene zaten her mühendislikte olduğu gibi fizik 1-2, matematik 1-2 ve okunulan bölümün tanıtımının yapılması; o bölümün öğrencilere sevdirilmesini amaçlayan “… Mühendisliğine Giriş” dersi, lineer ya da doğrusal cebir gibi temel mühendislik dersleri verilir. 2. Sınıftan itibaren ufak ufak meslek dersleri gösterilmeye başlar. Tabi bu dersler de en temel meslek dersleridir. Öğrenciye meslek hakkında büyük resmi göstermek amacıyla her konuya biraz değinilir. 3. Sınıftan sonra seçmeli dersler ve meslek stajı işin içine girer, öğrenci mesleğinin çalışma alanlarını görmeye başlar ve kendisini bu alanlardan birine yerleştirir; 4. Sınıfın gelmesiyle birlikte bitirme projesini, çalışmak istediği alanda yapar ve stajını da çalışmayı hedeflediği şirkette ya da benzer bir kuruluşta yapar.
Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencileri genellikle elektronik alanına yöneliyor. Bunun 2 sebebi var: ilk olarak bazı üniversitelerdeki EEM bölümleri elektrik projelerine imza yetkisi için gerekli dersleri vermiyor, bu durumda mecburen kişi elektroniğe yöneliyor; ikinci olarak da çalışma alanı daha geniş ve meslekte yükselme ihtimali daha yüksektir. Ama bu demek değildir ki Elektrik Mühendisliği okuyanların alanı dar ya da Elektrik Mühendisliği okuyanlar elektronik alanında çalışamaz, tam tersine Elektrik Mühendisleri de arzu ettikleri sürece elektronik alanda çalışabilirler.

 

Son olarak benden tavsiye mühendislik diye her alanı yazmayın. En sevdiğiniz ya da yaparken zorlanmadığınız alanı seçin. Çünkü mühendislik sadece hesap kitap mesleği değil tam tersine insanların hayatına direkt olarak etki eden bir meslek olduğundan "mesai saatini dolduralım da eve gidelim" kafasındaki insanlar için uygun değildir.  
Aklınıza takılan ve sormak istediğiniz şeyler için sayfamdaki sosyal medya butonlarından bana ulaşabilirsiniz.


  • 4


  • 4


  • 21


  • 2


  • 0


  • 3


  • 1