//mtstajprogramlari.com/blog/yazi/bir-omur
KİŞİSEL GELİŞİM

BİR ÖMÜR

Şimdi önemini bilip de görmezden geldiğimiz, yalnızca bahsini edip derinlere inmediğimiz, yağmurlu günlerde yanına güzel bir kahve yapıp durumlara atmalık fotoğraflarda kullanıp geri rafa kaldırdığımız aslında nefes almak gibi alışkanlık haline getirmemiz gereken kitaplardan-kitap okuma alışkanlığından bahsetmek istiyorum. Bir kısmı mutlaka tenzih etmem gerek kitap okuyup düşünce tarzını ve yaşam kalitesini geliştiren insanlar da var. Bilhassa ağaçlar onlar sayesinde daha çiçekli. Bilmenin, hissetmenin, görmenin, anlamanın, anlaşılmanın, anlatabilmenin, empati kurabilmenin, düşünebilmenin, düşlemenin ve daha nicesinin yolu okumaktan geçer. 

Düşünsenize şimdi bir yerden bir yere uçakla seyahat etmek isteseniz, farklı diyarlara ve tüm bakış açılarına sahip olsanız bunun size hem maddi hem manevi maliyeti ne olurdu? Günümüzde epeyce pahalı... Ama kitap okurken bunu yaşamanın size hiçbir maliyeti yok. En çok okunan kitaplardan “Küçük Prens”i ele alalım mesela. Sayfaları çevirdikçe pilot olan bir çocuğun gözünden dünyaya şahitlik edeceksiniz, biraz daha içselleştirerek o pilot siz bile olabilirsiniz. Böylesine bir seyahat, deneyim sadece üç beş sayfaya bakıyor da farkında değiliz. İnsan kendini tamamlamak adına her şeye şahitlik etmeli, her olayda düşünme payı vermeli kendine. Hayatta her ana, her role şahitlik etmek çok cazip değil mi? Alın işte fırsat. Polisiye kitabı mı okuyorsunuz beş dakika sonra zihninizde katil bence bahçıvan(!) çanları çalmaya başlayacak, aşk kitabı mı okuyorsunuz yazar terk edilmişlikten bahsediyorsa göz yaşlarınız için peçete arayışına gireceksiniz, macera kitabı mı okuyorsunuz çok heyecanlı geçen bir sayfa sonunda derin bir nefes alırken bulacaksınız kendinizi. Çok güzel bir his değil mi¿

Okumamak insanı köreltir, hataya sürükler, benliğini kaybetmesine sebep olur. Bunu tasdikleyen ufak bir alıntıdan bahsedeyim. Bir iş hanında on dükkan var ve hana hırsız giriyor. Dükkanlardan sadece bir tanesi soyulmuyor, o da kitapçı dükkanı. Hırsıza soruyorlar neden kitapçıyı soymadığını. Cevap çok acı bir özeleştiri “Kitapla işimiz olsaydı hırsız olur muyduk?”. Bu konuda diyeceklerim bu kadar... 

Kahvaltı masasına otururken gazete okuyan dedelerimiz, metroda-otobüste kitap okuyan gençlerimiz, çocuklarına kitap okuyan ebeveynlerimiz, okuyan-okutan çocuklarımız hep daim olsun. Okuduğumuz bir ömür diliyorum.


  • 0


  • 0


  • 12


  • 0


  • 0


  • 3


  • 0